Dünya müzik endüstrisinin kalbinde, 17. yüzyıldan kalma bir Osmanlı mirası atıyor. Samatya’da bir çan ustasının formülüyle başlayan ve 400 yıldır babadan oğula, ustadan çırağa geçen zil yapımı geleneği, “İstanbul Mehmet” markasıyla yaşamaya devam ediyor. Efsanevi Zilcan ailesinin tezgahından geçen Mehmet Tamdeğer’in ellerinde şekillenen bu miras, bugün New York caz kulüplerinden Londra stadyumlarına kadar dünya ritmine yön veriyor.
Türkiye’nin yüzde 100 yerli üretim gücünün en nadide ve köklü örneklerinden biri olan zil (cymbal) yapımı, yüzyıllar önce İstanbul’un tarihi semti Samatya’da filizlendi. Kiliseler için çan, Osmanlı ordusu (Mehteran) için zil üreten ustaların keşfettiği gizli formül, bugün modern müziğin vazgeçilmezi haline geldi. Bu köklü geleneğin yaşayan efsanesi İstanbul Mehmet, 400 yıllık birikimi modern dünyaya ihraç ederek, Turkish Cymbals efsanesini sürdürüyor.
9 Yaşında Başlayan Bir Ömür: Efsanevi K Serisinin Mirasçısı
Markaya ismini veren Mehmet Tamdeğer’in hikayesi, Türk zanaat tarihinin en önemli sayfalarından biridir. Mehmet Usta, henüz 9 yaşındayken, dünyaca ünlü Zilcan K serisine adını veren Kerope Zilcan’ın torunu Mikhail Zilcan‘ın yanında çıraklığa başladı.
1950’li yıllarda Mikhail Zilcan ve Kirkor Küçükyan gibi büyük ustalardan, 17. yüzyıla dayanan bu kadim sanatın tüm inceliklerini öğrendi. Bu, Mehmet Tamdeğer’i sadece bir üretici değil, tarihin el verdiği bir mirasçı konumuna taşıdı.
Bir Markanın Doğuşu: Mehmet ve Agop Ortaklığı
İstanbul markasının dünya sahnesine çıkışı, iki büyük ustanın güç birliğiyle gerçekleşti. 30 yılı aşkın tecrübeye sahip iki arkadaş, Mehmet Tamdeğer ve Agop Tomurcuk, bu eşsiz zillerin doğduğu şehri onurlandırmak adına markalarına “İstanbul” adını verdiler.
Bu ortaklık, Türk zilciliğinin küresel pazara açılmasındaki en kritik dönemeç oldu. 1984 yılında Amerika Birleşik Devletleri’ne yapılan ilk ihracat, “Zildjiler” ismiyle gerçekleşti, ancak kısa süre sonra marka “İstanbul” olarak tescillendi. O dönem her iki ustanın da imzasını taşıyan ziller, bugün koleksiyonerlerin peşinden koştuğu paha biçilemez parçalar olarak kabul ediliyor.
Simyadan Müziğe: El Çekiçlemesinin Büyüsü
İstanbul Mehmet zillerini dünyadaki diğer rakiplerinden ayıran en temel özellik, üretim sürecindeki simya ve el işçiliğidir. Fabrikasyon üretim yapan Batılı markaların aksine, İstanbul Mehmet zilleri hala geleneksel yöntemlerle üretiliyor:
- Gizli Alaşım: 17. yüzyılda bulunan ve bakır ile kalayın eşsiz oranından oluşan B20 bronzunun sırrı korunuyor.
- Odun Kömürü ve Döküm: Alaşım, odun kömürüyle ısıtılan ocaklarda eritilerek kalıplara dökülüyor.
- El Çekiçleme: Zilin o karakteristik karanlık ve sıcak tonunu veren süreç, ustaların binlerce kez vurduğu çekiç darbeleriyle (Hand Hammered) şekilleniyor. Her bir çekiç izi, zilin ses tonunu benzersiz kılıyor.
Geçmişten Geleceğe Tınlayan Miras
Bugün Caz, Rock ve Metal dünyasının dev isimleri, sahnede istedikleri o ruhlu tonları sadece İstanbul’da üretilen bu zillerde bulabiliyor. Mehmet Tamdeğer’in İstanbul Mehmet markasıyla sürdürdüğü bu yolculuk, bir sanayi ürününden fazlasını; 400 yıllık bir tarihi, kültürü ve Made in Türkiye damgasını dünya müziğinin zirvesine taşıyor.









Yanıtla