Avrupa’nın Hava Sahası Çelik Kubbe’ye Emanet Olabilir Mi? ESSI ve Türkiye’nin Kritik Rolü

Haluk Görgün, Türkiye'nin Çelik Kubbe sistemlerinin Avrupa Gökyüzü Kalkanı'na (ESSI) entegrasyonunu işaret etti. HİSAR ve SİPER'in stratejik rolü analizimizde.

Çelik Kubbe - Avrupa

Türkiye’nin hava savunma alanındaki sessiz devrimi artık akademik ve stratejik bir doktrine dönüşüyor. Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün, Savunma Sanayii Akademisi’nin yayın organı JDSI’da yayımlanan bir makaleye dikkat çekerek, Türkiye’nin Avrupa Gökyüzü Kalkanı Girişimi’ndeki rolünü işaret etti. Çelik Kubbe mimarisinin, HİSAR ve SİPER sistemlerinin Avrupa’nın parçalı hava savunma haritasını nasıl bütünleştirebileceğini ortaya koyan bu analiz, Türk savunma sanayisinin sadece üretici değil, oyun kurucu vizyonunu gözler önüne seriyor.

Rusya ve Ukrayna savaşıyla birlikte Avrupa’nın en büyük güvenlik açığı olarak beliren Hava ve Füze Savunması kıta genelinde yeni arayışları tetikledi. Almanya öncülüğünde başlatılan ve Türkiye’nin de dahil olduğu Avrupa Gökyüzü Kalkanı Girişimi (European Sky Shield Initiative – ESSI), NATO şemsiyesi altında ortak bir koruma kalkanı oluşturmayı hedefliyor.

Tam bu noktada Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün’ün paylaştığı ve Journal of Defence and Security Industries (JDSI) dergisinin ilk sayısında yer alan “Avrupa Gökyüzü Kalkanı Girişimi (ESSI) ve Türkiye’nin Entegre Hava ve Füze Savunmasındaki Rolünün Analizi” başlıklı çalışma Ankara’nın bu denklemdeki yerini yeniden tanımlıyor. Makale, Türkiye’nin geliştirdiği yerli sistemlerin (Çelik Kubbe), Avrupa’nın güvenliğine nasıl entegre edilebileceğine dair somut bir yol haritası sunuyor.

ESSI Nedir? Avrupa Neden Bir Kalkana İhtiyaç Duydu?

Analizin derinliğine inmeden önce, ESSI’nin ne olduğunu anlamak gerekiyor. Soğuk Savaş sonrasında savunma bütçelerini kısan Avrupa ülkeleri, konvansiyonel hava savunma yeteneklerini zamanla köreltti. Ancak balistik füzelerin ve SİHA’ların modern savaşın merkezine yerleşmesi, Avrupa’yı hazırlıksız yakaladı.

ESSI, bu açığı kapatmak için, hava savunma sistemlerinin birlikte çalışabilir (interoperable) olduğu, ortak tedarik ve lojistik ağlarının kurulduğu bir girişim olarak doğdu. Girişimin temel mantığı ise kısa, orta ve uzun menzilde farklı sistemleri (IRIS-T, Patriot, Arrow-3 vb.) tek bir komuta kontrol ağında birleştirmek. Ancak Haluk Görgün’ün referans verdiği çalışma, bu mimarinin Türkiye olmadan eksik kalacağını, Türkiye’nin dahil olmasıyla ise stratejik bir derinlik kazanacağını savunuyor.

Çelik Kubbe Mimarisi: HİSAR ve SİPER’in Avrupa’ya Yolculuğu

Haluk Görgün’ün vurguladığı makalenin en can alıcı noktası, Türkiye’nin yerli ve milli hava savunma mimarisi Çelik Kubbe‘nin (Steel Dome), ESSI ile olan potansiyel uyumu. Türkiye, son 10 yılda ASELSAN, ROKETSAN ve TÜBİTAK SAGE öncülüğünde, katmanlı hava savunma doktrinini başarıyla hayata geçirdi.

JDSI’daki analiz, şu sistemlerin Avrupa mimarisine sağlayacağı katkıları masaya yatırıyor:

  • HİSAR Ailesi (Orta İrtifa): Avrupa’nın pek çok ülkesinde orta irtifa hava savunması için kullanılan sistemler ya çok eski ya da yetersiz stoklara sahip. HİSAR-O+ ve geliştirilmekte olan HİSAR serisi füzeler, NATO standartlarına tam uyumlu veri bağları (Data-Link) sayesinde, ESSI’nin orta katmanındaki boşlukları doldurabilecek maliyet-etkin ve yüksek teknoloji çözümler sunuyor.
  • SİPER (Yüksek İrtifa ve Uzun Menzil): Türkiye’nin stratejik caydırıcılık unsuru olan SİPER Ürün-1 ve testleri süren Ürün-2, ESSI’nin en üst katmanı için Patriot ve SAMP/T sistemlerine güçlü bir alternatif veya tamamlayıcı (complementary) unsur olarak öne çıkıyor. Makale, SİPER’in sadece bir füze sistemi değil, sahip olduğu arama ve atış kontrol radarlarıyla geniş bir alanı tarayabilen bir sistemler sistemi olduğuna dikkat çekiyor.

Görgün’ün “HİSAR ve SİPER sistemlerimizin Steel Dome mimarisine sağlayabileceği katkıları analiz ediyor” ifadesi, Türkiye’nin bu sistemleri sadece kendi güvenliği için değil, müttefik hava sahasının korunması için de bir ihracat ve entegrasyon kalemi olarak gördüğünün sinyalini veriyor.

Jeostratejik Konum ve Sensör Ağ Derinliği

Hava savunması sadece füze fırlatmak değil, aynı zamanda tespit etmektir. Bir tehdidi ne kadar erken tespit ederseniz, onu imha etme şansınız o kadar artar. Görgün’ün işaret ettiği çalışmada öne çıkan en kritik kavramlardan biri is “Sensör Ağ Derinliği”.

Türkiye, NATO’nun güney kanadında, Orta Doğu ve Karadeniz havzasına hakim bir coğrafyada bulunuyor. Türkiye EİRS (Erken İhbar Radar Sistemi)ALP Radarları ve ağ merkezli harp yeteneklerine sahip. Bu yetenekler ile Avrupa’ya yönelebilecek tehditleri binlerce kilometre öteden tespit etme kapasitesine sahip.

Makale, Türkiye’nin ESSI’ye entegre edilmesinin, Avrupa’nın radar ufkunu doğuya doğru genişleteceğini bilimsel verilerle ortaya koyuyor. Yani Türkiye’nin radar ağına giren bir veri, Link-16 ve NATO ağları üzerinden anında Berlin’deki veya Paris’teki bir komuta merkezine iletilebilir. Bu derinlik, Avrupa’nın tehdidi karşılamak için sahip olduğu ikaz ve reaksiyon süresini saniyelerden dakikalara çıkarabilir. Tehdidin çok daha erken tespit edilmesiyle kazanılan bu ilave zaman, balistik füze savunmasında hayati bir öneme sahiptir.

Parçalı Tedarikten Birlikte Çalışabilirliğe Geçiş

Avrupa savunma sanayisinin en büyük sorunu parçalı yapıdır. Her ülke kendi sistemini kullanır ve sistemler birbiriyle konuşamaz. Haluk Görgün’ün mesajında altını çizdiği “parçalı tedarikten birlikte çalışabilirliğe geçiş” vizyonu, Türkiye’nin sunduğu en büyük katma değerlerden biridir.

Türk savunma sanayisi, geliştirdiği tüm hava savunma sistemlerinde (KORKUT’tan SİPER’e) NATO standartlarını (STANAG) baz almıştır. HAVELSAN’ın geliştirdiği ADVENT Savaş Yönetim Sistemleri ve RADNET gibi radar ağları, halihazırda NATO mimarisiyle tam uyumludur.

JDSI dergisindeki çalışma, Türkiye’nin modüler komuta-kontrol yeteneğinin, ESSI içindeki farklı ülkelerin sistemlerini birbirine bağlayan bir adaptör (glue) görevi görebileceğini savunuyor. Türkiye, sadece füze satan bir ülke değil, sistemleri birbirine entegre eden bir yazılım ve doktrin sağlayıcısı konumunda.

Ortak Güvenlik Mimarisine Vizyon Katmak

Görgün’ün, “Türkiye’nin savunma teknolojilerindeki birikimini müttefik yapılarla entegre hale getirmek, sadece stratejik katkı değil, aynı zamanda ortak güvenlik mimarisine değerli bir vizyon kazandırmaktır” sözü, Ankara’nın yeni savunma diplomasisini de özetler nitelikte.

Eskiden NATO’dan sistem isteyen Türkiye, bugün NATO’ya sistem ve vizyon öneren bir konuma yükselmiştir. Bu makale ve Görgün’ün açıklamaları, Türkiye’nin ESSI’ye katılımının sadece kağıt üzerinde politik bir imza olmadığını gösteriyor. Türkiye, masaya, sahada denenmiş (Combat Proven) teknolojilerini, ölçeklenebilir üretim altyapısını ve en önemlisi, Entegre Hava Savunma konusundaki mühendislik yeteneklerini koyuyor.

Sanayi Altyapısı ve Tedarik Güvencesi

Makalenin analiz ettiği bir diğer önemli husus ise Tedarik Eğilimleri. Avrupa savunma sanayisi, Ukrayna savaşı sonrası üretim kapasitesini artırmakta zorlanırken, Türk savunma sanayisi esnek ve hızlı üretim yeteneğiyle dikkat çekiyor. ROKETSAN ve ASELSAN’ın üretim hatları, sadece TSK’nın değil, ESSI üyesi ülkelerin de acil hava savunma mühimmatı ihtiyacını karşılayabilecek kapasiteye sahip.

Bu durum, Türkiye’yi ESSI içinde pasif bir üye olmaktan çıkarıp, tedarik zincirinin güvenliğini sağlayan aktif bir lojistik merkez haline getirme potansiyeli taşıyor.

Türkiye Artık Bir Çözüm Ortağı

Avrupa’nın gökyüzü güvenliği tartışılırken, Türkiye artık masada kullanıcı sandalyesinde değil, çözüm ortağı ve teknoloji sağlayıcısı tarafında konumlanıyor. SİPER ve HİSAR, yakında sadece Türkiye’nin değil, Avrupa’nın semalarını da kapsayan devasa Çelik Kubbe’nin bir parçası olmaya çok güçlü bir aday.


Kaynaklar

E. AKAGÜNDÜZ DEVECİ, K. KAZANCI, and Özge ÜREN, “An Analysis of The European Sky Shield Initiative (ESSI) and Türkiye’s Role in Integrated Air and Missile Defence”, JDSI, vol. 1, no. 1, pp. 27–56, Jan. 2026.

Prof. Dr. Haluk Görgün NSosyal paylaşımı – https://nsosyal.com/post/109677918317228012

yuzde100yerli.com'un kurucusu, gönüllü yazar, yerli malı hastası, yazılımcı, girişimci. Teknolojiyi ve tabii ki yerli ve milli projeleri takip etmekten büyük keyif alıyorum. Türkiye'de üretilen yeni bir ürün ve yeni bir girişim görmek mutlu ediyor, bu nedenle 2006 yılında yuzde100yerli.com'u yayına alma kararı aldım.