İngiliz Profesörden Çarpıcı Analiz: “Çelik Kubbe, İsrail ve ABD’nin Projelerinden Neden Daha Üstün?”

Prof. Tim Wilson’a göre Türkiye’nin Çelik Kubbe projesi, Demir Kubbe’den daha kapsamlı bir savunma mimarisi ve Avrupa güvenliği için kritik.

NATO Güney Kanadı Hava Savunma, Türkiye Çelik Kubbe Hava Savuma Sistemi

St Andrews Üniversitesi’nden Profesör Tim Wilson, Türkiye’nin “Çelik Kubbe” hava savunma projesini global ölçekte yankı uyandıracak bir perspektifle değerlendirdi. Wilson, Türkiye’nin milli hava savunma projesini İsrail’in “Demir Kubbe”si ve Trump’ın “Altın Kubbe” vaadiyle kıyaslayarak, “Çelik Kubbe sadece bir batarya veya füze değil; sensörlerin, verilerin ve üretimin birleştiği devasa bir mimaridir” tespitinde bulundu.

Türkiye’nin katmanlı hava savunma sistemi “Çelik Kubbe”, Batılı askeri uzmanların ve akademisyenlerin merceği altına girmeye devam ediyor. St Andrews Üniversitesi Terörizm ve Siyasi Şiddet Araştırmaları Merkezi Direktörü Prof. Tim Wilson, yayınladığı son video analizinde Türkiye’nin hava savunma stratejisini masaya yatırdı. Wilson, Çelik Kubbe’nin sadece askeri bir teçhizat olmadığını, Türkiye’nin jeopolitik kaderini ve NATO içindeki rolünü yeniden tanımlayan “stratejik bir doktrin” olduğunu vurguladı.

İşte İngiliz akademisyenin gözüyle “3 Kubbe” kıyaslaması ve Türkiye’nin değişen rolü.

Üç Kubbe Arasındaki Kritik Fark: Demir, Altın ve Çelik

Prof. Wilson analizine, dünyada gündem olan üç farklı “Kubbe” kavramını teknik ve kavramsal olarak ayrıştırarak başladı.

İsrail’in Demir Kubbe’si (Iron Dome)

Wilson, bu sistemin genellikle yanlış anlaşıldığını belirterek, “Demir Kubbe, sık roket ateşi altındaki küçük bir devlet için taktiksel bir kalkandır. Kısa menzilli roketlere karşı tasarlanmıştır. Asla bir ‘ulusal şemsiye’ değildir, sadece nüfusun yoğun olduğu bölgeleri koruyan seçici bir sistemdir” ifadelerini kullandı.

Trump’ın Altın Kubbe’si (Golden Dome)

Donald Trump’ın vaat ettiği bu projenin ise teknikten ziyade “retorik ve mimari” bir proje olduğunu belirten Wilson, bunun politik bir söylemden ibaret olduğunu ima etti.

Türkiye’nin Çelik Kubbe’si

Wilson, Türk projesini diğerlerinden ayıran en büyük özelliğin “kapsam” olduğunu vurguladı. “Çelik Kubbe bir bina değil, bir mimaridir” diyen Profesör, projenin radar, elektronik harp ve çoklu önleyici katmanlarını tek bir komuta sisteminde birleştiren, ağ merkezli (network-centric) devasa bir yapı olduğunu belirtti.

“Coğrafya Kaderdir”: Türkiye’nin Zorunlu Seçimi

Analizde Türkiye’nin coğrafi konumunun bu projeyi bir “tercih” değil, “zorunluluk” haline getirdiği vurgulandı. Türkiye’nin Karadeniz, Doğu Akdeniz, Kafkaslar ve Orta Doğu’nun kesişim noktasında (Volta) durduğunu hatırlatan Wilson, “Ankara, ulusal savunma duruşunu tek bir kısa menzilli batarya konsepti üzerine kuramaz. Türkiye, birden fazla yönden gelen uzun sınırlı ve çoklu tehditlere karşı ‘Ağ Merkezli’ bir savunma kurmak zorundaydı ve Çelik Kubbe tam olarak budur” dedi.

S-400 ve Ambargolardan Alınan “Acı Ama Gerekli” Ders

Prof. Wilson, Türkiye’nin son 10 yılda yaşadığı S-400 krizi ve Batılı müttefiklerin uyguladığı ihracat kısıtlamalarının (örtülü ambargoların) Ankara’ya “keskin bir ders” verdiğini belirtti. Wilson bu dersi şu sözlerle özetledi:

“Eğer hareket özgürlüğü istiyorsanız; kendi sensörlerinize, kendi veri bağlarınıza (datalink), entegrasyon yeteneğinize ve üretim kapasitenize sahip olmalısınız. Çelik Kubbe, Amerika’nın öğrettiği bu dersin somutlaşmış halidir. Türkiye, bağımlılığın maliyetini öğrendi ve şimdi gerçek gücün tek bir füzede değil; entegre komuta katmanında ve veri füzyonunda olduğunu dünyaya gösteriyor.”

ASELSAN ve “Lojistik” Savaşı

Hava savunmasının sadece teknolojik bir zeka savaşı olmadığını, aynı zamanda bir “lojistik ve üretim” savaşı olduğunu belirten Wilson, ASELSAN’ın rolüne özel bir parantez açtı. “Hava savunması, bir ikmal (replenishment) yarışıdır” diyen Wilson, ASELSAN’ın yatırım programlarının ve beyan edilen kapasite artışlarının hayati önem taşıdığını vurguladı. Çünkü bir çatışma anında mühimmatı dışarıdan beklemek yerine, kendi fabrikalarınızda “ölçeklenebilir” şekilde üretebilmek, zaferin anahtarıdır.

Türkiye Avrupa’ya Dönüşmüyor, Avrupa İçin “Vazgeçilmez” Oluyor

Analizin en çarpıcı bölümü ise Türkiye’nin NATO ve Avrupa güvenliğindeki yeni rolü üzerineydi. ABD’nin her yere yetişemediği veya taahhütlerinin sorgulandığı bir dönemde, Türkiye’nin kendi kendine yeten (otonom) hava savunma ağının NATO için bir “sigorta” olduğunu belirten Wilson, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bir ironi var gibi görünebilir ama genellikle ‘Avrupalı olmadığı’ söylenen bir ülke, Avrupa güvenliğinin en kritik alanı olan hava savunma direncini garanti altına alan ülke olabilir. Türkiye’nin Çelik Kubbe yörüngesi, NATO içinde ABD merkezli olmayan bir yetenek düğümü sunduğu için çok değerlidir. Bu, Türkiye’nin Avrupa olduğu anlamına gelmez; bu, Türkiye’nin Avrupa için ‘vazgeçilmez’ hale geldiği anlamına gelir.”

yuzde100yerli.com'un kurucusu, gönüllü yazar, yerli malı hastası, yazılımcı, girişimci. Teknolojiyi ve tabii ki yerli ve milli projeleri takip etmekten büyük keyif alıyorum. Türkiye'de üretilen yeni bir ürün ve yeni bir girişim görmek mutlu ediyor, bu nedenle 2006 yılında yuzde100yerli.com'u yayına alma kararı aldım.