Tüm dünya Paris 2024 Olimpiyatları’nda onu konuştu. Eli cebinde, ekipmansız, sadece odaklanarak yaptığı atışla gümüş madalyayı getiren Yusuf Dikeç, karizma duruşuyla küresel bir fenomene dönüştü. Ancak o karede dikkatli gözlerden kaçmayan bir detay daha vardı, Dikeç’in sol bileğinde, o tarihi ana şahitlik eden bir Nacar saat duruyordu. İşte İsviçre Alplerinden Yusuf Dikeç’in bileğine, dede yadigarı olmaktan Cumhuriyetin 100. yılına uzanan Nacar’ın zamansız hikayesi.
Bazı markalar vardır, sadece zamanı göstermez; zamanın ruhuna eşlik ederler. Türkiye’nin en köklü saat markalarından Nacar, 1929’da başlayan yolculuğunda sadece bir nostalji objesi olarak kalmadığını, 2024 yılında tüm dünyanın konuştuğu o ikonik Türk duruşunun tamamlayıcısı olarak bir kez daha kanıtladı.
Yusuf Dikeç’in Karizma Duruşundaki Yerli İmza
Paris 2024 Yaz Olimpiyatları’nda 10 metre havalı tabanca karışık takım mücadelesinde Türkiye’ye gümüş madalya kazandıran Yusuf Dikeç, rahat tavırlarıyla sosyal medyanın gündemine oturmuştu. Özel lensler, kulaklıklar veya yardımcı ekipmanlar kullanmadan, eli cebinde yaptığı atış, Türk gibi sakin, Türk gibi güçlü yorumlarına neden oldu.
Nacar Saat, o tarihi anı gururla sahiplenerek şu açıklamayı yaptı:
“Hafızalara kazınan o anın, Yusuf Dikeç’in kendinden emin ve sakin tavrıyla verdiği o ikonik pozun bir parçası olmaktan gurur duyuyoruz. Nacar Saat olarak, o unutulmaz anda yalnızca yanında değil, tam olarak sol bileğinde yer aldık.”
Bu an, Nacar’ın 1998 yılında Konyalı Grup tarafından satın alınarak %100 Türk markası haline gelişinin ne kadar isabetli bir karar olduğunun simgesidir. O saat, yerli bir sporcunun, yerli bir markayla dünya sahnesine çıkışının sessiz kanıtıydı.
İsviçre Disiplininden Türk Girişimciliğine
Hikayenin kökleri ise çok daha eskiye dayanıyor. 1924 yılında İsviçre’nin La Heutte kasabasında kurulan Zila Watch Co. tarafından üretilen Nacar, 1942 yılında Kevork ve Ohannes Kardeşler sayesinde Türkiye pazarına girdi. Demiryolcu saati olarak bilinen sağlamlığıyla Anadolu’nun en ücra köşelerine kadar ulaştı.
1998 yılında ise Türkiye saatçilik sektörünün devi Konyalı Grup, markanın tüm dünya haklarını satın alarak Nacar’ı bir yabancı marka olmaktan çıkarıp, Türk sermayesinin küresel bir değerine dönüştürdü.
Cumhuriyetin 100. Yılına 1923 Adetlik İmza: Kadranın Kalbinde Atatürk
Geçmişinden aldığı güçle geleceği tasarlayan Nacar, Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. yılına özel bir vefa örneği de sergiledi. Marka, Cumhuriyetin değerlerini gelecek kuşaklara aktaracak, sadece 1923 adet üretilen sınırlı ve eşsiz bir koleksiyon hazırladı.
Bu özel saatin en çarpıcı detayı ise tasarımın tam kalbinde yatıyor. Saatin kadranında, tam 6 yönüne yerleştirilmiş 18 ayar altından işlenen Mustafa Kemal Atatürk rölyefi, zamanın ötesinde bir duruş sergiliyor. Beyaz dokulu kadranın zarafetiyle bütünleşen Ulu Önder’in o kararlı ve asil profili, saati bir aksesuar olmaktan çıkarıp, bileklerde taşınan bir mirasa dönüştürüyor.
5 Yıl Garanti ile Güven Tazeliyor
Bugün Türkiye genelinde 400’e yakın bayisi bulunan ve 2005 yılında başlattığı 5 Yıl Garanti uygulamasıyla sektörde bir ilke imza atan Nacar, Yusuf Dikeç’in bileğindeki o sağlam duruşu, teknolojisi ve tasarım vizyonuyla sürdürmeye devam ediyor.










Yanıtla