Savaş Gemilerinin “Senkronizasyonu” Millileşti: HAVELSAN’dan Nanosaniyelik Yerli Çözüm

Mavi Vatan'ın zamanı millileşti. HAVELSAN TimeMaster Zaman Sunucusu, askeri ve sivil sistemlerde senkronizasyon için dışa bağımlılığı bitiriyor.

HAVELSAN Timemaster
HAVELSAN Timemaster / Havelsan X Hesabı

Modern savaş sahasının görünmez ama en hayati silahı “Zaman”dır. Füzelerin ateşlenmesinden radarların hedefi görmesine, finansal işlemlerden enerji şebekelerine kadar her şeyin temelinde “senkronizasyon” yatar. Türk savunma sanayisinin yazılım ve sistem devi HAVELSAN, stratejik bir hamleyle bu alandaki dışa bağımlılığı bitiriyor. Geliştirilen “TimeMaster Milli Zaman Sunucusu”, Mavi Vatan’daki platformların zamanı milisaniye değil, “nano saniye” hassasiyetinde, yerli ve milli imkanlarla yönetmesini sağlıyor.

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte savaşlar artık sadece mühimmatların gücüyle değil, sistemlerin birbiriyle ne kadar uyumlu konuştuğuyla kazanılıyor. Bir savaş gemisinde radarların, silah sistemlerinin, atış kontrol ünitelerinin ve iletişim cihazlarının aynı dili konuşması yetmiyor; aynı “zamanı” yaşaması gerekiyor. Bugüne kadar yurt dışından temin edilen ve zaman zaman örtülü ambargolara konu olan “Zaman Sunucusu” (Time Server) teknolojisi, HAVELSAN mühendislerinin 3 yıllık yoğun Ar-Ge mesaisi sonucunda millileştirildi.

Pandemi ve Ambargolar “Milli Zaman”ı Doğurdu

Askeri ve sivil sistemlerin en kritik ihtiyaçlarından biri olan hassas zaman senkronizasyonu, HAVELSAN tarafından geliştirilen TimeMaster ürün ailesiyle artık güvenli ellerde. Projenin ortaya çıkış hikayesi ise Türk savunma sanayisinin “kötü komşu insanı ev sahibi yapar” düsturunun bir başka örneği.

HAVELSAN Komuta Kontrol ve Savunma Teknolojileri Donanım Grup Müdürü Hayrettin Karabudak, sürecin tetikleyicisini şu sözlerle anlatıyor:

“Pandemi sürecinde küresel tedarik zincirlerinde yaşanan kırılmalar, bazı ülkelerin teknolojik tekelleşme eğilimleri ve Türkiye’ye karşı uygulanan açık ya da dolaylı ambargolar, kritik bileşenlerin teminini zorlaştırdı. Biz de bu tehdidi görerek stratejik ürünlerin millileştirilmesini öncelikli hedef haline getirdik.”

İşte bu vizyonla doğan TimeMaster, sadece bir donanım değil, Türkiye’nin kritik altyapılarının “zaman egemenliğini” sağlayan stratejik bir kalkan niteliği taşıyor.

Bir Platformun En Değerli Verisi: Zaman

Modern bir fırkateyni veya denizaltıyı düşündüğümüzde, içerisindeki yüzlerce alt sistemin (Sensörler, Silahlar, Komuta Kontrol vb.) bir orkestra şefi gibi yönetilmesi gerekir. Bu orkestranın ritmini ise “Zaman Sunucusu” belirler.

Karabudak, zamanın platformlar için önemini şöyle vurguluyor:

“Verileri hassas zaman ile senkron hale getirmezseniz; geminin, radarların ve silah sistemlerinin ahenk içerisinde çalışması mümkün olmaz. Tüm veriler zamanla eşleşmek zorundadır. Bu eşleşme ihtiyaca göre milisaniye, mikro saniye veya nano saniye hassasiyetinde olmalıdır. Bu da ancak güvenilir bir zaman sunucusu ile sağlanabilir.”

TimeMaster, GNSS (Küresel Uydu Navigasyon Sistemleri) üzerinden aldığı zaman verisini, Rubidium atomik saat tabanlı hassasiyetle işleyerek geminin tüm damarlarına pompalıyor.

Ağ Merkezli Harbin Anahtarı: “Körü Körüne” Değil, “Zamanlı” Vuruş

TimeMaster’ın stratejik önemi, Türk Deniz Kuvvetleri’nin en büyük güç çarpanı olan ADVENT Savaş Yönetim Sistemi ile entegre çalıştığında ortaya çıkıyor. Ağ merkezli harp (Network Centric Warfare) konseptinde, bir geminin radarı hedefi tespit ederken, başka bir geminin füzesi o hedefe kilitlenebiliyor.

Bu karmaşık angajmanın gerçekleşebilmesi için iki geminin de “aynı zamanı” nano saniye hassasiyetinde paylaşıyor olması şart. TimeMaster sayesinde:

  1. Müşterek Harekat: Birden fazla platform (Gemi, İHA, Denizaltı) tek bir vücut gibi hareket edebiliyor.
  2. Veri Paylaşımı: Taktik saha verileri gecikmesiz ve etiketlenmiş zaman damgasıyla paylaşılıyor.
  3. Hassas Angajman: Bir geminin sensörüyle diğer geminin silahı eş zamanlı ateşlenebiliyor.

15 Yıllık Denizcilik Tecrübesinin Ürünü

HAVELSAN, bu ürünü geliştirirken sıfırdan başlamadı; arkasında 15 yıllık devasa bir denizcilik tecrübesi var. Şirket, FLEETSTAR (Gemi Veri Dağıtım Sistemi) ve SUBSTAR (Denizaltı Bilgi Dağıtım Sistemi) ürünleriyle bugüne kadar yurt içi ve yurt dışında 65’e yakın platformu donattı.

Bu tecrübenin üzerine inşa edilen TimeMaster, en zorlu askeri standartlara (MIL-STD) ve çevresel koşullara (şok, titreşim, sıcaklık) dayanıklı olarak tasarlandı. Hayrettin Karabudak, sistemin artık Türk savaş gemilerinde kullanılabilecek olgunluğa ulaştığını ve önümüzdeki aylarda teslim edilecek yeni FLEETSTAR sistemleriyle birlikte Donanma envanterine gireceğini müjdeledi.

Sadece Askeri Değil, Sivil Kritik Altyapılar İçin de Hayati

TimeMaster projesinin vizyonu sadece askeri gemilerle sınırlı değil. “Zamanı sayamazsak, hiçbir şeyi doğru yapamayız” diyen Karabudak, sivil sektörün de bu teknolojiye muhtaç olduğunu hatırlatıyor.

  • Finans: Bankacılık işlemlerinde ve borsada milisaniyelik gecikmeler milyon dolarlara mal olabilir.
  • Telekomünikasyon: 5G ve ötesi teknolojilerde baz istasyonlarının senkronizasyonu hayati önem taşır.
  • Enerji: Elektrik şebekelerinin dağıtımında frekans ve zaman uyumu kesintisiz enerji için şarttır.

HAVELSAN, TimeMaster ailesiyle birlikte geliştirdiği zaman senkronizasyon kartları, denizaltılara özel GPS anten dağıtım birimleri ve otomatik kalibrasyon sistemleriyle, Türkiye’nin sivil kritik altyapılarını da “Milli Zaman” güvencesine almayı hedefliyor.

Geleceği “Zamanında” Yakalamak

Türkiye Yüzyılı vizyonuyla hareket eden Türk savunma sanayisi, platform üretiminden (Gemi, Uçak, Tank) sonra artık bu platformların “beyin” ve “sinir” sistemlerine odaklanıyor. HAVELSAN TimeMaster, dışarıdan basit bir elektronik kutu gibi görünse de, Mavi Vatan’daki çelik kalelerin kalbinin doğru ritimde atmasını sağlayan stratejik bir teknoloji olarak envanterdeki yerini alıyor.

Artık Türk gemileri, ne dostun ne de düşmanın saatine bakacak; kendi milli zamanıyla rotasını çizecek.

yuzde100yerli.com'un kurucusu, gönüllü yazar, yerli malı hastası, yazılımcı, girişimci. Teknolojiyi ve tabii ki yerli ve milli projeleri takip etmekten büyük keyif alıyorum. Türkiye'de üretilen yeni bir ürün ve yeni bir girişim görmek mutlu ediyor, bu nedenle 2006 yılında yuzde100yerli.com'u yayına alma kararı aldım.