Savaş tarihi, fırlatma teknolojilerinin evrimiyle paralel bir gelişim çizgisi izlemiştir. Ok ve yaydan mancınığa, oradan barutun keşfiyle ateşli silahlara geçiş, orduların vuruş gücünü ve stratejik derinliğini kökten değiştirmiştir. Yüzyıllardır süregelen “kimyasal itki” (barut) çağı, 21. yüzyılın ilk çeyreğinde fiziksel sınırlarına dayanmış durumdadır. Barutun yanma hızı ve genişleme katsayısı, mermileri belirli bir hızın üzerine çıkarmakta yetersiz kalmakta, bu da menzil ve vuruş gücünde doğal bir tavan oluşturmaktadır. İşte tam bu noktada, savunma sanayisi literatürüne “Oyun Değiştirici” olarak giren Elektromanyetik Fırlatma Sistemleri (EMFS) veya yaygın adıyla “Railgun” teknolojisi devreye girmektedir.
2026 yılı itibarıyla Türkiye, bu devrimsel teknolojiyi sadece takip eden değil, bizzat geliştiren ve test eden sayılı ülkelerden (ABD, Çin, Rusya, Fransa gibi) biri konumundadır. Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) koordinesinde yürütülen çalışmalar; TÜBİTAK SAGE, ASELSAN, YETEKNOLOJİ A.Ş. ve MKE gibi kurumların öncülüğünde, laboratuvar ortamından açık saha testlerine taşınmış durumdadır. Bu makale, Türkiye’nin elektromanyetik top serüvenini, projelerin 2026 yılındaki teknik olgunluk seviyelerini, karşılaşılan mühendislik zorluklarını ve Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) envanterine giden yoldaki mevcut durumu derinlemesine incelemektedir.
Elektromanyetik Fırlatma Nedir?
Milli projelerin detaylarına inmeden önce, bu sistemlerin çalışma prensibini ve neden “geleceğin silahı” olarak adlandırıldığını anlamak gerekir. Elektromanyetik toplar, geleneksel topların aksine itki gücü oluşturmak için barut veya herhangi bir kimyasal patlayıcı kullanmazlar. Sistem, Lorentz Kuvveti prensibine dayanır. İki paralel iletken ray arasına yerleştirilen iletken bir mühimmat (veya armatür), sisteme verilen devasa boyuttaki elektrik akımı sayesinde manyetik alanlar oluşturur. Bu manyetik alanların etkileşimi, mühimmatı raylar boyunca iterek namlu ucundan hipersonik hızlarla (Ses hızının 5 katı ve üzeri) fırlatılmasını sağlar.
Bu teknolojinin sağladığı stratejik avantajlar şunlardır:
- Hipersonik Hız: Mermiler Mach 6 ila Mach 9 (ses hızının 9 katı) hızlarına ulaşabilir. Bu hız, hedefin kaçınma manevrası yapmasına veya hava savunma sistemlerinin reaksiyon göstermesine zaman tanımaz.
- Kinetik Enerji İmhası: Mermi o kadar hızlıdır ki, hedefe çarptığında patlayıcı harp başlığına ihtiyaç duymaz. Sadece çarpma enerjisi en kalın zırhları bile delip geçmek veya gemileri etkisiz hale getirmek için yeterlidir.
- Lojistik ve Güvenlik: Gemilerde veya kara araçlarında binlerce tonluk patlayıcı mühimmat taşıma riski ortadan kalkar. Bu, bir isabet durumunda platformun infilak etme riskini sıfırlar.
- Maliyet Etkinlik: Bir füzenin maliyeti milyon dolarlarla ifade edilirken, elektromanyetik top mühimmatı çok daha düşük maliyetlidir ve benzer menzillerde (100+ km) etki sağlayabilir.
Türkiye’nin Milli Projeleri ve 2026 Vizyonu
Türkiye, SSB liderliğinde bu alana “bütüncül” bir yaklaşım sergilemektedir. Tek bir kurum yerine, hem devlet enstitüleri hem askeri şirketler hem de özel sektör girişimleri farklı kulvarlarda projeler yürütmektedir. 2026 yılı itibarıyla bu projelerin durum analizi şöyledir:
A. TÜBİTAK SAGE ve SAPAN Projesi
Türkiye’nin bu alandaki ilk ciddi adımı, TÜBİTAK Savunma Sanayisi Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü (SAGE) tarafından yürütülen SAPAN projesidir. 2014 yılında başlayan proje, bir silah sistemi üretmekten ziyade, Türkiye’nin bu teknolojiyi öğrenmesi, fiziğini kavraması ve milli algoritmaları geliştirmesi amacıyla kurgulanmıştır.
2016 yılında ilk prototipi tanıtılan SAPAN, 2021 yılı başında tamamlandığında hedeflerini aşan bir başarı tablosu ortaya koymuştur. Başlangıçta 1 Megajul (MJ) enerji ve saniyede 2040 metre hız hedeflenirken; proje sonunda 1.3 MJ enerji ve 2070 m/s (yaklaşık Mach 6) namlu çıkış hızı elde edilmiştir.
2026 perspektifinden bakıldığında SAPAN, “görevini tamamlamış bir öncü”dür. Proje, doğrudan sahaya inmemiş olsa da, elde edilen kritik veriler (namlu içi balistik, yüksek akım fiziği, malzeme dayanımı) Türkiye’nin hipersonik mühimmat geliştirme çalışmalarına temel oluşturmuştur. Enstitü Müdürü Gürcan Okumuş’un da belirttiği gibi, SAPAN’dan elde edilen “know-how”, artık güdümlü hipersonik mühimmat teknolojilerine evrilmiştir. SAPAN, Türkiye’nin “Biz bu teknolojiyi yapabiliriz” dediği ilk somut kanıttır.
B. ASELSAN ve TUFAN: Endüstriyel Güç ve Hız Rekorları
Türkiye’nin savunma sanayi devi ASELSAN, TUFAN projesi ile elektromanyetik fırlatma teknolojisini laboratuvardan savaş sahasına taşımayı hedefleyen en kapsamlı programı yürütmektedir. 2014 yılında başlayan çalışmalar, 2017 IDEF fuarındaki lansmanla görünür hale gelmiş, 2019’da kurulan özel laboratuvar altyapısıyla ivme kazanmıştır.

2026 yılı itibarıyla TUFAN projesinin geldiği nokta, dünya standartlarında rekabetçi veriler sunmaktadır. Özellikle 2023 yılında Konya-Karapınar’da gerçekleştirilen test atışları, projenin dönüm noktası olmuştur. Bu testlerde, Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir’in gözetiminde, mühimmat saniyede 3000 metre (yaklaşık Mach 9) hıza ulaştırılmıştır. Bu, barutlu sistemlerin hayal dahi edemeyeceği, konvansiyonel topların üç katı bir sürattir.
ASELSAN’ın yaklaşımı, sadece namlu geliştirmekle sınırlı değildir. “Darbe Güç Kaynağı” (Pulsed Power Supply) olarak adlandırılan, enerjiyi depolayıp milisaniyeler içinde boşaltan devasa kapasitör bankalarının yerlileştirilmesi, TUFAN’ın en büyük başarısıdır. 2019’da 1 MJ enerji barajını aşan sistem, bugün çok daha yüksek enerji seviyelerine (5-10 MJ bandına doğru) ölçeklenmektedir.
TUFAN’ın nihai hedefi, TSK’nın deniz ve kara unsurlarıdır. Özellikle TF-2000 Hava Savunma Harbi Muhribi gibi geleceğin gemilerinde veya karada konuşlu uzun menzilli topçu bataryalarında TUFAN’ın kullanılması planlanmaktadır. 2026’da TUFAN, seri üretimde olmasa da, “teknoloji hazırlık seviyesi” (TRL) açısından en olgun sistemlerden biri olarak saha testlerine devam etmektedir.
C. YETEKNOLOJİ ve ŞAHİ-209
Türkiye’nin elektromanyetik top ekosistemindeki en dikkat çekici oyunculardan biri, OSTİM merkezli YETEKNOLOJİ A.Ş.’dir. Devlet kurumlarının hantallığından uzak, özel sektör dinamizmiyle hareket eden firma, ŞAHİ-209 projesiyle “bloklar halinde” ilerleyen bir strateji izlemektedir.
- Blok-1: 1 MJ enerji ile 300 gramlık mühimmatı 12 km’ye atarak rüştünü ispatlamıştır.
- Blok-2: Asıl stratejik ürün olarak görülen bu versiyon, 2026 itibarıyla test süreçlerinin merkezindedir. 7 metre namlu uzunluğuna sahip Blok-2, 10 Megajul enerji kapasitesiyle, 35 mm çapındaki mühimmatı 50 km menzile ulaştırmayı hedeflemektedir.
ŞAHİ-209’u rakiplerinden ayıran en önemli özellik, 2019 yılındaki testlerde sergilediği “Seri Atış” ve “Harp Başlıklı Mühimmat” kabiliyetidir. YETEKNOLOJİ, sadece kinetik delici değil, hedefte patlayan tapalı mühimmatları da elektromanyetik olarak fırlatmayı başarmıştır. Ayrıca, geliştirdikleri hızlı şarj sistemi sayesinde, sistemin peş peşe atış yapabilme yeteneği (rapid fire), taktik sahada kullanımı açısından kritik bir avantajdır. Firma, talep edilmesi halinde 1 yıl içinde sistemi bir kara aracına veya gemiye entegre edebileceğini belirtse de, 2026 itibarıyla henüz resmi bir envanter girişi gerçekleşmemiştir. Ancak 10 MJ enerji seviyesi, ŞAHİ-209’u taktik sınıftan operasyonel sınıfa taşıyan önemli bir eşiktir.
D. MKE ve Tedarik Zinciri
Makina ve Kimya Endüstrisi A.Ş. (MKE), bu denklemde “sessiz güç” olarak yer almaktadır. Yüzyıllık top ve mühimmat tecrübesiyle MKE, elektromanyetik topların namlu metalürjisi, yüksek basınca dayanıklı malzemeler ve mühimmat gövde tasarımları konusunda kilit paydaştır. Bir railgun namlusunun, atış anında maruz kaldığı termal şok ve sürtünme kuvveti, malzeme biliminin sınırlarını zorlamaktadır. MKE’nin bu alandaki katkıları, sistemlerin “namlu ömrü” sorununu çözmek için hayati önem taşımaktadır.
TSK Envanteri ve Operasyonel Durum (2026)
2026 yılına gelindiğinde, kamuoyunun en çok merak ettiği soru şudur: “Bu silahlar TSK envanterinde mi?”
Mevcut veriler ve analizler ışığında, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin envanterinde aktif olarak görev yapan, muharebeye hazır bir elektromanyetik top sistemi henüz bulunmamaktadır. Ne kara birliklerinde ne de donanma gemilerinde operasyonel bir railgun konuşlandırılmamıştır.
Ancak bu durum, bir başarısızlık olarak değil, teknolojinin doğası gereği “olgunlaşma süreci” olarak okunmalıdır. TSK, ŞAHİ-209 ve TUFAN testlerine üst düzey katılım sağlamakta, konsepti yakından izlemektedir. SSB’nin vizyonu, bu sistemlerin “deneme amaçlı” olarak envantere alınması yönündedir.
Kısa vadede (2027-2028), test gemileri veya özel maksatlı kara araçları üzerinde, sınırlı sayıda prototipin “kullanıcı testleri” (User Trials) için envantere girmesi kuvvetle muhtemeldir. TSK, teknolojinin lojistik yükünü (enerji beslemesi), bakım aralıklarını (namlu değişimi) ve vuruş hassasiyetini sahada bizzat deneyimlemeden seri alım yapmama stratejisini korumaktadır.
Teknik Meydan Okumalar ve Çözüm Arayışları
Elektromanyetik fırlatma sistemlerinin envantere girmesinin önündeki engeller sadece Türkiye’ye özgü değildir; fizik kuralları evrenseldir. 2026 itibarıyla Türk mühendislerinin aşmaya çalıştığı temel zorluklar şunlardır:
- Güç Yoğunluğu ve Depolama: Bir railgun atışı, bir şehrin anlık elektrik tüketimine eşdeğer bir gücü milisaniyeler içinde talep eder. Bu enerjiyi gemilerde veya taktik araçlarda depolayacak “Kompakt Darbe Güç Kaynakları”nın (Pulse Power Units) boyutlarının küçültülmesi en büyük mühendislik problemidir. ASELSAN ve YETEKNOLOJİ, modüler yapılarla bu üniteleri konteyner boyutlarına indirmeyi başarmıştır.
- Namlu Aşınması (Erozyon): Mach 9 hızla hareket eden bir metalin raylara sürtünmesi ve oluşan plazma arkı, namluyu her atışta aşındırır. ABD Donanması’nın projesini durdurma sebeplerinden biri, namlunun sadece 10-20 atışta kullanılamaz hale gelmesiydi. Türk projelerinde, özel alaşımlı raylar ve gelişmiş soğutma teknikleri ile namlu ömrünün yüzlerce atışa çıkarılması hedeflenmektedir.
- Güdümlü Mühimmat Zorluğu: Mermi namludan çıkarken maruz kaldığı “G Kuvveti” (binlerce G) ve elektromanyetik alan, merminin içindeki elektronik devreleri (güdüm kiti, tapa) yakabilir veya parçalayabilir. TÜBİTAK SAGE ve ASELSAN, bu ekstrem koşullara dayanacak “sertleştirilmiş elektronikler” üzerinde çalışmaktadır. Çünkü 100 km ötedeki hareketli bir hedefi vurmak için “akıllı mühimmat” şarttır.
Küresel Rekabet ve Türkiye’nin Konumu
Türkiye’nin elektromanyetik top ligindeki yerini anlamak için rakiplere bakmak gerekir:
- ABD: Bir dönem 32 MJ’lük efsanevi prototipiyle liderdi. Ancak 2021 yılında Donanma, bütçe kısıtları ve teknik zorluklar (namlu ömrü) nedeniyle projeyi dondurdu ve hipersonik füzelere odaklandı. Bu durum, teknolojinin ne kadar zorlu olduğunun kanıtıdır.
- Çin: Şu an en agresif oyuncu konumunda. 2018’de bir çıkarma gemisine monte ettikleri devasa railgun ile deniz testlerine başladılar. 2024 itibarıyla güdümlü mühimmat denemeleri ve 200+ km menzil iddialarıyla öndeler.
- Rusya: Daha çok laboratuvar ölçeğinde, küçük gramajlı mermilerle bilimsel çalışmalar yürütüyor. Operasyonel bir silah sisteminden uzaklar.
Türkiye’nin Farkı: Türkiye, ABD gibi “çok büyük ve hantal” (32 MJ) sistemler yerine, daha yönetilebilir, taktik ölçekte (1-10 MJ arası) ve “sürdürülebilir” sistemlere odaklanmıştır. Mach 9 (3000 m/s) hıza ulaşan TUFAN ve seri atış yapabilen ŞAHİ-209 ile Türkiye, bu teknolojiyi “yapabilenler” kulübünün en çevik üyelerinden biridir. Türkiye, ABD’nin bıraktığı boşluğu doldurarak, Çin ile birlikte bu teknolojiyi sahaya indirmeye en yakın ülkelerden biridir.
Gelecek Perspektifi: Türkiye’nin Vizyonu Nedir?
2026 Durum Analizi gösteriyor ki, Türkiye elektromanyetik fırlatma teknolojisinde “Rüştünü İspatlama” evresini geçmiştir. Artık süreç “Ürünleşme” evresindedir.
Önümüzdeki 5 yıllık projeksiyonda (2026-2030) beklenen gelişmeler şunlardır:
- Hava Savunma Rolü: Railgun’lar sadece gemi vurmak için değil, hipersonik füzeleri ve uçakları avlamak için “Hava Savunma Topu” olarak evrilecektir. Yüksek namlu çıkış hızı, onları en hızlı füzelerden bile daha etkili bir önleyici yapmaktadır.
- Gemi Entegrasyonu: MİLGEM TF-2000 Hava Savunma Muhribi projesi, TUFAN’ın entegrasyonu için en uygun platformdur. Geminin yüksek enerji üretim kapasitesi, railgun için gereken elektriği sağlayabilir.
- Hibrit Kullanım: Elektromanyetik topların, barutlu sistemlerle hibrit olarak kullanıldığı (elektro-termal kimyasal vb.) ara formüller gündeme gelebilir.
Sonuç
Türkiye’nin Milli Elektromanyetik Fırlatma Sistemleri serüveni, 2026 yılı itibarıyla stratejik bir olgunluğa erişmiştir. TÜBİTAK SAGE’nin SAPAN ile attığı tohumlar, ASELSAN’ın TUFAN ile kırdığı hız rekorları ve YETEKNOLOJİ’nin ŞAHİ-209 ile getirdiği özel sektör çevikliği, Türkiye’yi bu alanda küresel bir oyuncu yapmıştır.
Henüz TSK envanterinde binlerce railgun görmüyor olabiliriz; ancak laboratuvarlarda ses hızının 9 katına çıkan mermiler, Türk savunma sanayisinin vizyonunun “ufkun ötesinde” olduğunu kanıtlamaktadır. Konvansiyonel barut teknolojisinde yüzyıllarca dışa bağımlı kalan veya teknolojiyi geriden takip eden Türkiye, elektromanyetik çağda “trenin lokomotifinde” yer almaktadır. Mühendislik zorlukları büyüktür, ancak potansiyel ödül, yani savunmada tam bağımsızlık ve asimetrik üstünlük, bu çabaya fazlasıyla değmektedir.
Railgun Sistemleri Karşılaştırmalı Analiz Tablosu
Aşağıdaki tablo, 2026 yılı itibarıyla Türkiye’deki milli projeler ile dünyadaki benzer elektromanyetik top sistemlerinin teknik verilerini ve operasyonel durumlarını özetlemektedir.
| Sistem Adı | Geliştirici / Ülke | Mevcut Durum (2026) | Namlu Çıkış Hızı | Enerji Kapasitesi | Menzil / Notlar |
| TUFAN | ASELSAN (Türkiye) | Saha Testleri (Prototip) | ~3000 m/s (Mach 9) | >1 MJ (Artırılıyor) | Hedef: Uzun Menzilli Topçu / Hava Savunma |
| ŞAHİ-209 Blok-2 | YETEKNOLOJİ (Türkiye) | Saha Testleri (Prototip) | ~2000+ m/s (Mach 6+) | ~10 MJ (Hedef) | 50 km (Balistik Menzil) / Seri Atış Kabiliyeti |
| SAPAN | TÜBİTAK SAGE (Türkiye) | Tamamlandı (2021) | ~2070 m/s (Mach 6) | 1.3 MJ | Teknoloji Gösterimi / Bilgi birikimi sağladı |
| EMRG | ABD Donanması (ABD) | Proje Durduruldu (2021) | ~2500 m/s (Mach 7.5) | 32 MJ | Proje iptal edildi, hipersonik füzelere yönelindi |
| Naval Railgun | PLAN (Çin) | Gemi Üzerinde Test | > Mach 5 | Tahmini 5-10+ MJ | 200 km+ menzil iddiası / En aktif rakip |
| Lab Railgun | IVT RAN (Rusya) | Laboratuvar Ar-Ge | ~3000 m/s | < 0.1 MJ | Sadece bilimsel araştırma, askeri ürün yok |









Yanıtla