Türk savunma sanayisi, deniz kuvvetlerinin vurucu gücünü stratejik bir seviyeye taşıdı. ROKETSAN mühendislerinin geliştirdiği ATMACA seyir füzesi, TCG Burgazada korvetinden ateşlenerek karadaki bir koordinatı tam isabetle vurdu. Savunma Sanayisi Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün, bu tarihi testi resmi sosyal medya hesaplarından takipçilerine duyurdu. Gerçekleştirilen bu atış, füzenin sadece düşman gemilerini değil, karadaki stratejik tesisleri de hedef alabileceğini kanıtladı. Ayrıca sisteme yeni entegre edilen milli veri bağı donanımı, füzeye havada hedef değiştirme yeteneği kazandırdı. Türk donanması, denizden karaya derin taarruz yapabilen asimetrik bir güç elde etti.
Milli Veri Bağı ve Havada Hedef Güncelleme
Modern deniz muharebelerinde hedefler sürekli yer değiştirir. Bu nedenle bir füzeyi sadece ateşle ve unut (fire-and-forget) mantığıyla kullanmak günümüz şartlarında yeterli bir taktik sağlamaz. ROKETSAN, ATMACA füzesine milli taktik veri bağı entegrasyonu uygulayarak bu büyük operasyonel engeli aştı.
Bu kritik altyapı, Meteksan Savunma tarafından milli imkanlarla geliştirilen KEMENT Taktik Veri Bağı projesine dayanıyor. KEMENT sistemi, platformlar arasında UHF bandı üzerinden yüksek hızlı, kriptolu ve elektronik karıştırmaya (jamming) karşı son derece dirençli bir iletişim ağı kuruyor. Bu donanım, füzeye Ağ Destekli Silah kabiliyeti sunuyor.
Füze fırlatıldıktan sonra bile savaş gemisiyle, havadaki İHA’larla veya erken ihbar uçaklarıyla (AWACS) sürekli iletişimde kalıyor. Eğer hedef yer değiştirirse, yanlış bir hedef seçilirse veya sahada daha acil bir tehdit ortaya çıkarsa, operatörler füzenin rotasını uçuş esnasında anında güncelliyor veya görevi iptal edebiliyor. Dinamik harekat ortamlarında bu teknoloji, ordumuza muazzam bir esneklik ve teknolojik üstünlük sağlıyor.
Gemisavar Füzesinden Çok Maksatlı Vurucu Güce Geçiş
Savunma Sanayisi Başkanlığı, Türk donanmasındaki Amerikan menşeli Harpoon füzelerini değiştirmek için yıllar önce ATMACA projesini başlattı. Füzenin temel amacı, düşman savaş gemilerini radar altı uçuşla gizlice yaklaşarak imha etmekti. Ancak hızla gelişen savaş doktrinleri, deniz platformlarının karaya da güçlü bir etki etmesini zorunlu kıldı.
Yapılan son test, füzenin güdüm ve navigasyon algoritmalarındaki büyük evrimi açıkça gösteriyor. Bir gemisavar füzesinin kara hedefini vurması için deniz üzerindeki düz rotadan çıkması gerekir. Füze, karadaki engebeli araziyi tanımalı ve engelleri aşmalıdır. ATMACA, bu zorlu navigasyon görevini başarıyla tamamladığı anlaşılıyor. Dolayısıyla bu durum, füzenin artık çok maksatlı bir seyir füzesi kimliği kazandığını da belgeliyor. ATMACA, kendi donanmamızın ihtiyaçlarını karşılarken deniz-deniz versiyonları Endonezya ve Malezya gibi Güneydoğu Asya ülkelerine de başarıyla ihraç edildi.
ATMACA’nın Anatomisi: 250+ KM Menzil ve MİDLAS Hedefi
ATMACA’nın fiziksel ve operasyonel yetenekleri, onu sınıfının en tehlikeli gemisavar ve seyir füzelerinden biri yapıyor. Sistem, uç kısmında yaklaşık 220 kilogramlık yüksek patlayıcılı, parçacık etkili ve yarı zırh delici bir harp başlığı taşıyor. Bu başlık, modern savaş gemilerinin kalın çelik gövdelerini delerek içeride devasa bir infilak yaratmak üzere tasarlandı.
Füze, uçuş gücünü Kale Arge tarafından tamamen yerli imkanlarla üretilen KTJ-3200 turbojet motorundan alıyor. Bu motor sayesinde ATMACA, yüksek sübsonik hızlarda (Mach 0.85) uçarak 250 kilometrenin üzerinde bir operasyonel menzile ulaşıyor.

Öte yandan ROKETSAN mühendisleri, füzenin fırlatma platformlarını da hızla çeşitlendiriyor. Şu an savaş gemilerindeki eğik fırlatıcı kanisterlerden ateşlenen ATMACA’nın, dikey silolardan ateşlenmesi için çalışmalar aralıksız sürüyor. ROKETSAN, füzeyi doğrudan MİDLAS (Milli Dikey Atım Sistemi / VLS) platformuna entegre ediyor. Bu entegrasyon tamamlandığında, İstif Sınıfı fırkateynler (TCG İstanbul) ve gelecekteki TF-2000 hava savunma muhripleri, füzeleri güvertenin altındaki dikey silolardan 360 derece açıyla ateşleyecek.
Donanmanın Karaya Uzanan Kolu
Denizden karaya uzanan bu çok boyutlu etki alanı, Türk Deniz Kuvvetleri’nin stratejik derinliğini tamamen değiştiriyor. Geçmişte karadaki bir radar üssünü veya limanı vurmak için genellikle savaş uçaklarına ihtiyaç duyuluyordu. Artık MİLGEM sınıfı korvetlerimiz (TCG Burgazada gibi) veya fırkateynlerimiz, kıyıya yaklaşmadan düşman derinliklerine hassas taarruz düzenleme kapasitesine sahip bulunuyor.
Bu başarı, Türk savunma sanayisinin platformlar arası entegrasyon kabiliyetini bir kez daha tescilliyor. ATMACA’nın denizaltı ve kıyı savunma bataryası (Barbaros) varyantlarının da tam kapasiteyle devreye girmesi planlanıyor. Böylece Türkiye, Mavi Vatan sınırlarını aşan, küresel ve durdurulamaz bir caydırıcılık kalkanı inşa etmeye devam ediyor.










Yanıtla