Türkiye’nin ilk yerli hava-hava füzeleri GÖKDOĞAN ve BOZDOĞAN, harp başlıklı atış testlerini başarıyla tamamlayarak doğrulama sürecini geride bıraktı. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın sosyal medya hesabından duyurduğu gelişme, Türk savaş uçaklarının ve insansız sistemlerinin artık yerli füzelerle hava muharebesine girebileceği anlamına geliyor. Bu haberin ardından gözler, özellikle görüş ötesi menzilde hedefleri vuracak olan GÖKDOĞAN füzesine çevrildi.
Sadece Bir Test Değil, Caydırıcılığın Göstergesi
Mehmet Fatih Kacır, test başarısını “Bu sadece bir test değil, gökyüzündeki caydırıcılığımızın, mühendisliğimizin ve kararlılığımızın somut bir göstergesi” sözleriyle değerlendirdi. TÜBİTAK SAGE mühendis ve teknisyenleri başta olmak üzere projede emeği bulunan tüm paydaşları kutlayan Kacır, Milli Teknoloji Hamlesi vizyonuyla çalışmaların kararlılıkla süreceğini vurguladı.
GÖKDOĞAN: AIM-120 AMRAAM’a Yerli Rakip
GÖKDOĞAN, yüksek manevra kabiliyetine sahip, gelişmiş karşı tedbir sistemleriyle donatılmış bir Görüş Ötesi Hava-Hava Füze Sistemi. Katı yakıtlı roket motoruna sahip olan füze, 65 kilometrenin üzerinde menzile ve aktif radar arayıcı başlığa sahip. Bu sayede pilot, füze ateşlendikten sonra hedefle ilgilenmeye devam etmek zorunda kalmıyor. GÖKDOĞAN “at-unut” prensibiyle çalışan hedefe otonom olarak ilerleyen bir hava hava füzesi.

Füzenin en kritik yeteneklerinden biri, katı-hal aktif radar arayıcı başlık teknolojisi. Bu, füzenin hedefini kendi radarıyla tespit edip takip edebilmesini sağlıyor. Aynı zamanda gelişmiş karşı-karşı tedbir ve karıştırma kaynağına güdüm yeteneği, elektronik harp ortamında dahi hedefi kaybetmemesini garantiliyor. Veri bağı sayesinde atıldıktan sonra hedef bilgisi güncellenebiliyor ve atıldıktan sonra kilitleme yapabiliyor.
GÖKDOĞAN’ın NATO envanterindeki doğrudan rakibi, ABD yapımı AIM-120 AMRAAM. Her iki füze de aktif radar arayıcı başlığa sahip, her ikisi de görüş ötesi menzilde hedef vurabiliyor. AMRAAM’ın en gelişmiş versiyonu AIM-120D’nin menzili 160 kilometrenin üzerine çıkarken, GÖKDOĞAN şimdilik 65+ kilometre menzille konumlanıyor. Ancak GÖKDOĞAN’ın katı-hal radar teknolojisi ve karıştırma kaynağına güdüm yeteneği, onu en az AMRAAM’ın orta versiyonlarıyla rekabet edebilir seviyeye taşıyor. Küresel pazarda ise Rus yapımı R-77 (AA-12 Adder), Fransız MICA ve Çin yapımı PL-12 gibi rakiplerle aynı sınıfta yer alıyor.
TSK envanterinde GÖKDOĞAN, halihazırda F-16 savaş uçaklarında kullanılan AIM-120 AMRAAM füzelerinin yerini alacak. Bu geçiş, özellikle tedarik krizleri ve ihracat kısıtlamaları dönemlerinde kritik önem taşıyan stratejik bir bağımsızlık hamlesi. Ayrıca AKINCI TİHA gibi silahlı insansız hava araçlarına entegrasyonuyla, insansız platformların hava-hava muharebe kabiliyeti kazanmasının önünü açabilir. AKINCI’nın GÖKDOĞAN taşıyabilmesi, onu sadece bir taarruz platformu olmaktan çıkarıp, gerektiğinde hava devriyesi yapabilen bir önleme unsuru haline getirebilir. Bu, özellikle Sudan’da AKINCI’nın EREN mühimmatıyla hava hedefi vurduğu senaryolar düşünüldüğünde, insansız sistemler için devrim niteliğinde bir kabiliyet sıçraması anlamına geliyor.
BOZDOĞAN: AIM-9 Sidewinder’ın Yerli Halefi
BOZDOĞAN, Görüş İçi Hava-Hava Füze Sistemi olarak konumlandırılıyor. Yüksek manevra kabiliyetine sahip olan füze, 25 kilometrenin üzerinde menzile ve yüksek çözünürlüklü kızılötesi arayıcı başlığa sahip. BOZDOĞAN’ı asıl farklı kılan, itki vektör kontrolü sayesinde sahip olduğu üstün manevra kabiliyeti. Bu özellik, özellikle yakın hava muharebesinde kaçan veya ani manevralar yapan hedeflere karşı kritik avantaj sağlıyor.

Füze, mükemmel nişan hattı sapma açısı sağlayan yüksek çözünürlüklü kızılötesi arayıcısı sayesinde, pilotun doğrudan bakmadığı hedeflere dahi kilitlenebiliyor. Bu, Amerikan yapımı AIM-9X Sidewinder ve Rus R-73 gibi en gelişmiş görüş içi füzelerle aynı yetenek seviyesi anlamına geliyor. Küresel pazarda ayrıca İsrail yapımı Python-5, İngiliz ASRAAM ve Alman IRIS-T gibi rakiplerle aynı ligde mücadele edecek.
TSK envanterinde BOZDOĞAN, F-16’larda kullanılan AIM-9 Sidewinder füzelerinin yerini alacak. Ancak BOZDOĞAN’ın potansiyeli sadece insanlı savaş uçaklarıyla sınırlı değil. AKINCI ve AKSUNGUR gibi silahlı insansız hava araçları, BOZDOĞAN entegrasyonuyla kendilerini havadan gelebilecek tehditlere karşı savunabilecek seviyeye gelebilir. ANKA-III gibi insansız savaş uçağı konseptine sahip platformlarda ise BOZDOĞAN, it dalaşı senaryolarında birincil silah haline gelebilir.
Her iki füze de yüksek itki – az dumanlı katı yakıt teknolojisi ve tam elektronik roket motoru emniyetli kurma ve ateşleme sistemiyle donatılmış durumda. Bu, hem füzelerin ateşlenme anında tespitini zorlaştırıyor hem de yüksek güvenilirlik ve güvenlik seviyesi sağlıyor.
GÖKHAN: Ramjet Motorlu Füze ile Yeni Bir Lig
GÖKDOĞAN ve BOZDOĞAN’ın test sürecini tamamlamasıyla birlikte gözler, TÜBİTAK SAGE’nin üzerinde çalıştığı bir sonraki büyük projeye, GÖKHAN’a çevrildi. Sözleşmesi 21 Mayıs 2021’de imzalanan ve halen yer denemeleri aşamasında olan GÖKHAN, ramjet motorlu bir hava-hava füzesi olarak tasarlanıyor.

GÖKHAN’ın NATO’daki muadili, Avrupa’nın en gelişmiş hava-hava füzesi olarak gösterilen Meteor. Ramjet motoru sayesinde Meteor, uzun menzil boyunca yüksek hızını koruyabiliyor ve özellikle kaçan hedeflere karşı benzersiz bir vuruş kabiliyeti sunuyor. GÖKHAN da aynı teknolojiyi kullanarak Türkiye’yi, NATO içinde ramjet motorlu hava-hava füzesi üretebilen sayılı ülkeler arasına sokacak. Proje tamamlandığında, AWACS ve tanker uçağı gibi yüksek değerli hava unsurlarının uzun menzilden angajmanla etkisiz hale getirilmesi mümkün olacak.
İnsansız Sistemler İçin Yeni Bir Devrin Kapısı
GÖKDOĞAN ve BOZDOĞAN’ın envantere girmesi, sadece insanlı savaş uçakları için değil, insansız sistemler için de bir dönüm noktası. Bugüne kadar AKINCI ve AKSUNGUR gibi platformlar ağırlıklı olarak havadan karaya mühimmatlarla görev yapıyordu. EREN ve SUNGUR gibi mühimmatların AKINCI’ya entegrasyonuyla hava-hava kabiliyetinin ilk adımları atılmıştı. Ancak GÖKDOĞAN ve BOZDOĞAN’ın bu platformlara entegrasyonu, insansız sistemlere gerçek anlamda hava muharebe yeteneği kazandıracak.
Özellikle GÖKDOĞAN’ın 65+ kilometre menzili, AKINCI’yı bir “uçan hava savunma bataryasına” dönüştürebilir. Düşman İHA’larına, helikopterlerine ve hatta savaş uçaklarına karşı görüş ötesi angajman imkanı sunan bu kabiliyet, Sudan’da AKINCI’nın EREN ile elde ettiği başarıların çok daha ötesine geçen bir operasyonel etki yaratabilir. KIZILELMA ve ANKA-III gibi insansız savaş uçağı projeleri ise bu füzelerin asıl taşıyıcı platformları olarak öne çıkıyor.










Yanıtla