Teknoloji dünyasında elektronik parçalar artık sadece cihazları çalıştıran cansız nesneler olmaktan çıkıp, kendi başlarına düşünen ve karar alan birer karar mekanizmasına dönüşüyor. Asansörlerden elektrikli araçlara, akıllı ev aletlerinden savunma sistemlerine kadar her alanda yaşanan bu büyük dönüşüm, Türkiye’nin teknoloji ekosisteminde de yeni iş birlikleri doğuruyor. Sektörde 44 yıllık köklü bir geçmişe sahip olan Empa Elektronik, SAHA EXPO 2026 fuarında tanıttığı “Empa 2.0” vizyonu ve yeni çatı markası TIREMO ile sadece parça tedarik eden bir şirket olmaktan çıkıp, teknolojiyi bizzat tasarlayan bir çözüm ortağına dönüştüğünü duyurdu. Bu vizyon doğrultusunda, yerli çip tasarım şirketi YONGATEK ile stratejik bir anlaşma imzalandı. Bu ortaklığın sonucu olarak, tamamen Türk mühendislerinin tasarladığı yerli mikroçipler, milyonlarca akıllı cihaza entegre edilerek hem iç pazarda hem de küresel arenada yepyeni bir teknoloji ağı kurmaya hazırlanıyor.
Tedarikçilikten Teknoloji Üretimine Geçiş: Empa 2.0 Vizyonu
Günümüzde yeni bir elektronik ürün tasarlamak ve onu fabrikada üretime hazır hale getirmek şirketler için oldukça uzun ve maliyetli bir süreçtir. Empa Elektronik, Empa 2.0 olarak adlandırdığı yeni iş modeliyle bu süreci kökünden değiştiriyor. Şirket, geliştirdiği donanım tasarımlarını ve yazılım kütüphanelerini müşterileriyle açık bir şekilde paylaşıyor.
Bu yeni nesil Ar-Ge modeli sayesinde, akıllı cihaz üreten sanayiciler sıfırdan tasarım yapmakla vakit kaybetmiyor. Empa’nın SAHA EXPO’da tanıttığı TIREMO isimli yeni platform, savunma sanayisinden endüstriyel otomasyona kadar birçok alanda önceden test edilmiş, güvenilir yapı taşları sunuyor. Böylece üreticilerin tasarım riskleri azalırken, yeni teknolojilerin pazara çıkış hızı ciddi bir ivme kazanıyor.
Cihazın İçindeki Zeka (Edge AI): İnternetsiz ve Hızlı Karar Alan Sistemler
YONGATEK ve Empa iş birliğinin temelinde, teknoloji dünyasında oyunun kurallarını değiştiren cihaz içi yapay zeka (sektörel adıyla Edge AI) yatıyor. Akıllı telefonlarımız veya bilgisayarlarımız genellikle bir işlemi yapmak için veriyi internet üzerinden bulut sunucularına gönderir ve cevabın geri gelmesini bekler. Ancak saatte yüzlerce kilometre hızla giden otonom bir aracın veya bir insansız hava aracının bu gecikmeyi bekleyecek zamanı yoktur.
İki şirketin üzerinde çalıştığı bu yeni sistemler, veriyi buluta göndermeye gerek kalmadan doğrudan cihazın kendi içindeki çiplerle saliseler içinde işliyor. İnternet bağlantısına ihtiyaç duymadan çalışan bu yapay zeka teknolojisi, cihazların daha az enerji tüketmesini sağlarken siber saldırılara karşı da aşılmaz bir güvenlik kalkanı oluşturuyor. Bu anlık veri işleme yeteneği, askeri operasyonlardan sürü drone uçuşlarına kadar birçok hayati projede kritik bir başarı faktörü olarak öne çıkıyor.
Yerli Çipler Sahaya İniyor: ÇENTİK Milyonlarca Cihaza Girecek
Türkiye’nin elektronik alanındaki dışa bağımlılığını azaltacak en somut adımlar, YONGATEK tarafından tasarlanan yerli çiplerin ticari başarılarıyla kanıtlanıyor. YONGATEK’in geliştirdiği yerli mikrodenetleyici olan ÇENTİK, kağıt üzerinde kalan bir proje olmaktan çıkıp doğrudan sanayiye entegre ediliyor.
Yapılan anlaşmalar kapsamında, önde gelen bir beyaz eşya üreticisiyle ÇENTİK çipi için yıllık 25 milyon adetlik devasa bir üretim hacmi hedefleniyor. Bununla birlikte çipin Dubai’ye ihraç edilmesi, milli çözümlerin uluslararası pazarda da ne kadar rekabetçi olduğunu gösteriyor. ÇENTİK, KIRMIK ve SAKA gibi yerli mikroçiplerin Empa’nın TIREMO platformuna entegre edilmesiyle birlikte sanayiciler, dışarıdan çip aramak yerine doğrudan hazır ve yerli donanım paketlerine ulaşabiliyor olacak.
Avrupa’ya Açılım ve Halka Arz Hedefi
Bu teknolojik dönüşüm, sadece Türkiye sınırları içinde kalmayı hedeflemeyen, coğrafi sınırları aşan bir büyüme stratejisi taşıyor. Macaristan’ın başkenti Budapeşte’deki ofisiyle Avrupa pazarına açılan Empa Elektronik, Dubai ve Mısır merkezli operasyonlarıyla da Orta Doğu ve Kuzey Afrika (MENA) bölgesindeki etkisini derinleştiriyor.
Empa’nın hazırlıklarını sürdürdüğü halka arz (IPO) süreci, bu küresel teknoloji ağının finansal altyapısını çok daha güçlü bir zemine oturtacaktır. Elde edilen bu sermaye ve şeffaf kurumsal yapı, Türk mühendisliğinin küresel ligde kalıcı bir oyuncu olmasını sağlayacaktır. KAAN, Togg ve MİLGEM gibi stratejik projelerin dijital altyapılarını güçlendiren bu adımlar, Türkiye’nin donanım tedarik eden bir ülke olmaktan çıkıp doğrudan teknoloji mimarı olma pozisyonuna yükselme hedefini perçinliyor.










Yanıtla