Türkiye ve Kanada, savunma, ulaştırma ve enerji alanlarında üç anlaşma imzalayarak ilişkilerini stratejik ortaklık seviyesine çıkardı. İmza töreni, Kanada Başbakanı Mark Carney‘in Ankara ziyareti kapsamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmenin ardından gerçekleştirildi. İmza töreninin ardından iki ülkenin liderleri de Türkiye ve Kanada ilişkileri ve gelinen nokta hakkında açıklamalarda bulundular.
İmza töreninde ise sırasıyla şu üç kritik alanda anlaşmalar imzalandı. Savunma Sanayisi Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün ve Kanada Dışişleri Bakanı Anita Anand, savunma sektörü birlikteliklerine ilişkin mutabakat zaptını imzaladı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu ile Kanada Dışişleri Bakanı Anita Anand havayolu taşımacılığı anlaşmasına imza attı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ile Kanada Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Tim Hodgson ise enerji alanında iş birliğine ilişkin ortak bildiri imzaladı.
Savunma Sanayisi ve Nükleer Enerji Alanlarında Ortak Çalışmalar Yapılacak
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ortak basın toplantısında yaptığı konuşmada, ilişkilerin stratejik ortaklık düzeyine çıkarılmasının sembolik bir adım olmadığını vurguladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Malumunuz olduğu üzere Kanada’yla savunma sanayisi ve nükleer enerji alanlarında yakın temas halindeyiz. Biraz önce de Savunma Sektörü Ortaklıkları Mutabakat Zaptı’na imzalar atıldı. Müttefiklerin savunma sanayilerine finansman sağlamak amacıyla Kanada öncülüğünde kurulmakta olan Savunma Güvenlik ve Dayanıklılık Bankası’nın, savunma sanayisi iş birliğimizi desteklemesini bekliyoruz” dedi. Erdoğan, güncellenen Havayolu Taşımacılığı Anlaşması ile ülkeler arasındaki doğrudan uçuşların yaklaşık iki katına çıkarılacağını ve Türk Eximbank ile Kanada İhracatı Geliştirme Kurumu (EDC) arasında yarın imzalanacak mutabakat zaptının üçüncü ülkelerde ortak projelere vesile olmasını temenni ettiklerini dile getirdi.
Türkiye ve Kanada Arasında Ticaretin Önü Açılıyor, Kargo Uçuşlarındaki Sınırlamalar Kaldırıldı
Kanada Başbakanı Mark Carney ise konuşmasında, iki ülkenin üç yıllık bir eylem planıyla desteklenen stratejik ortaklığı başlattığını ifade etti. Eylem planının ticaret ve yatırım, savunma ve güvenlik, enerji ile insanlar arası bağlar olmak üzere dört temel sütuna dayandığını belirten Carney, “Önümüzdeki ay müzakerecilerimiz serbest ticaret görüşmelerinin ilk turu için Ankara’da bir araya gelecek” dedi. Carney ayrıca, havayolu taşımacılığı anlaşmasıyla haftalık yolcu uçuşlarının 12’den 21’e çıkarılacağını ve kargo uçuşlarına herhangi bir sınırlama getirilmeyeceğini açıkladı.
Yaptırımlardan Stratejik Ortaklığa Giden Süreç
Kanada ile yaşanan süreç, savunma sanayisinde bağımlılığın nasıl bir dönüşüme yol açtığını da gözler önüne seriyor. Ottawa yönetimi, 2019’da Suriye harekatı, 2020’de ise Karabağ savaşında Türkiye’nin tutumu gerekçesiyle Türkiye’ye yönelik askeri ihracat izinlerini askıya almış, Nisan 2021’de ise bu izinleri tamamen iptal etmişti. Bu karar, o dönem sıkça adından söz ettiren özellikle Baykar ve TUSAŞ’ın İHA’larında kullanılan Kanada menşeli L3Harris Wescam elektro-optik kamera sistemlerini hedef alıyordu.
Ambargonun ardından Baykar Teknik Müdürü Selçuk Bayraktar, Kanada’nın kararına ilişkin açıklamalarda bulunmuştu. Bayraktar, “Kanada’nın S/İHA’larımızın adeta destan yazdığı Karabağ Tek Vatan Harekatı’nı gerekçe gösterip SİHA’mıza kullanıcının seçimiyle taktığımız faydalı yük denilen bir aksamı/kamerasını satmaması, halihazırda yerlisi ülkemiz tarafından geliştirilip üretilip, yurt içi ve yurt dışında dahi kullanıma sunulmuşken bizim için herhangi bir problem oluşturmaz” açıklamalarını yapmıştı. Selçuk Bayraktar ayrıca, “Lakin günün birinde, acil ihtiyacı olduğunda Türkiye’nin Kanada’ya SİHA satmaması onlar için ciddi bir problem olabilir. Zira dünyada muharebe tecrübesine sahip SİHA, Türkiye dahil sadece 4 ülkede var. Türkiye, güvenlik güçlerimizin çok geniş yelpazede başarılı muharip kullanımı sayesinde bu alanda dünyada lider” ifadelerini kullanmıştı.
Selçuk Bayraktar’ın da değindiği gibi Türkiye, bu alandaki bağımlılığı ASELSAN’ın geliştirdiği milli elektro-optik sistemler ile kısa sürede aştı. ASELSAN’ın, geliştirdiği CATS elektro-optik sistemiyle önce mevcut ihtiyacı karşıladı, ardından ASELFLIR-500 ve son olarak ASELFLIR-600 gibi daha gelişmiş sistemleri devreye aldı. Bugün gelinen noktada ASELFLIR-500, 22 ülkeye ihraç edilerek Kanada’nın bir dönem kısıtladığı teknolojinin çok daha gelişmişinin dünyaya satıldığı bir tabloya dönüştü. Bu süreç, bir dönem Türkiye’ye yaptırım uygulayan Kanada’nın, 2024’te kısıtlamaları kaldırmasının ardından Türk İHA’larını tedarik etmek için resmi görüşmelere başlamasıyla ironik bir noktaya ulaştı. Bugün geldiğimiz noktada ise Türkiye ve Kanada artık ikili ilişkilerini stratejik ortaklık seviyesine resmen çıkarmış bulunuyor.
Türkiye ve Kanada Ortaklığının Milli Projelere Etkisi
Türkiye ve Kanada ilişkilerinin kırılması noktası olan 2019 yılından günümüze Türkiye Kanadalı firmalardan temin ederek kullandığı teknoloji ağırlıklı ürünlerdeki bağımlılığını yerli ve milli ürünlerle büyük ölçüde çözmüştür.
Bu süreç hem Kanadalı firmalar hem de Türk savunma sanayisi için sıkntılı günlere neden olmuştur. Bugün bu bağımlılık Türkiye tarafından yerli ve milli elektro-optik sistemler tarafında büyük ölçüde çözülmüş görünüyor.
Fakat işin aslı her zaman göründüğü gibi değildir, Türkiye ve Kanada’nın savunma sanayisindeki iş birliği elektro-optik sistemlerin çok ötesindedir. Geçmişte Bayraktar TB2’lerin güç grubunu oluşturan Rotax motorlarının (Kanadalı BRP bünyesinde) ve İHA’ların hassas navigasyonunu sağlayan Kanada merkezli NovAtel GNSS (GPS) alıcılarının tedarikinde yaşanan krizler, bu tedarik zincirinin ne kadar derin olduğunu göstermişti. Bugün hala devam eden ve en bilinen bağımlılıklardan biri ise, TUSAŞ tarafından geliştirilen Hürkuş’un motorunun Kanada merkezli Pratt & Whitney tarafından sağlanıyor olması.
Türk firmalarının teknoloji geliştirmedeki yetenekleri tartışmasız olsa da Amerika’yı yeniden keşfetmek olarak tanımlanan bazı sistemlerin Türkiye’de üretilmesi için kaybedilecek para ve zamanın yeni teknoloji ve sistemlerin geliştirilmesine harcanması kesinlikle Türkiye için de en faydalı yol olarak görünmektedir.
İki ülke arasında düzelen ilişkiler, Kanada’nın Türk İHA’ları ve mühimmatlarına yönelik resmi tedarik görüşmelerini başlatmasına neden oldu. Bu durum, Türk savunma sanayisinin ve milli ürünlerinin küresel prestijinin teyiti olurken hiç şüphesiz ihracat pazarlarının çeşitlenmesine de katkı sunacaktır.
Ayrıca Türkiye’de üretilen yüksek teknolojiye sahip savunma sanayisi ürünlerine yüksek oranda yurt dışı talebi de mevcuttur. Rekabetin çok çetin olduğu bu alanda kurulan bu stratejik ortaklığın ve yeni ticari düzenlemerin getireceği avantajlar ile Türkiye’nin Kanadalı firmalardan elde edeceği rüştünü ispatlamış yüksek teknolojiye sahip sistemlerin milli ve yerli projelerde kullanılması, savunma sanayisinde üretim yapan Türk firmalarının yurt dışındaki rekabet gücünü arttıracağı da aşikardır.
Not
Bu haberimizi destekleyici fotoğraf veya video kaydınız varsa lütfen iletişim sayfasında yer alan bilgileri kullanarak bizimle paylaşınız.








Yanıtla